<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0">
	<channel>
		<title>NAFE : NAFE</title>
		<link>http://nafeclub.yetkinblog.org/NAFE-b1.htm</link>
		<description>Birinci blogunuz</description>
		<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 19:37:27 GMT</lastBuildDate>
		<ttl>10</ttl>
		<image>
			<title>NAFE : NAFE</title>
			<url></url>
			<link>http://nafeclub.yetkinblog.org/NAFE-b1.htm</link>
		</image>
	<item>
		<title>KURALLAR</title>
		<category>NAFE</category>
		<pubDate>2008-08-05T12:03:54Z</pubDate>
		<description>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;* &lt;strong&gt;burda bigi vb.şeyleri öğrenmek için ziyaret ediyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* burda küfür içeren yazı başlık yazlımaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*üye olurken  ( J -j)   harfini kullanmayınız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*ziyaretçiler kesinlikle kavga edecek sözler yazmasın aksi taktirde silinir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*burası bilgi vericidir çocukların bilgili şeyler öğrenmesi için kuruldu.Aileleri kesinlikle burayı tercih etmeli.İsterseniz üyede olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*burası kesinlile hergün gezinmeli gezinmeliki çocuklar bilgi öğrensin hergün yeni bir hikaye,bilgi,fıkra vb.şeyler ekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*eğer bu bilgilerin yeterli olmadığını söylüyorsanız lütfen güzel bir şeklide söyleyiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*ahlaksız kelimleer başlıklar gördüğünüzde kesinlikle bni uyarınız.Gerçi burda  öyle birşey  olamaz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZİ SEÇTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;</description>
		<guid>http://nafeclub.yetkinblog.org/NAFE-b1/KURALLAR-b1-p6.htm</guid>
	</item>
	<item>
		<title>HÜZÜNLÜ HİKAYELER</title>
		<category>NAFE</category>
		<pubDate>2008-08-05T12:03:07Z</pubDate>
		<description>&lt;td id=&quot;td_post_103450&quot; class=&quot;alt2&quot; height=&quot;100%&quot; valign=&quot;top&quot;&gt;&amp;#160;&lt;/td&gt;&lt;br /&gt;&lt;div id=&quot;post_message_103450&quot; class=&quot;vb_postbit&quot;&gt;&lt;br /&gt;Daha 18 yasındaydı , ama hayatının sonundaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavisi mümkün olmayan ölümcül kansere yakalanmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahır içinde eve kapamıştı kendisini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokağa çıkmıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi...Birde kendisi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar dı bütün hayatı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün fena halde sıkıldı,dayanamadı,attı kendini sokağa... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yığın vitrinin önünden geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam cd satan bi dükkanı da geride bırakmıştı ki, bir an durdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri döndü , kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genc kıza bidaha baktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi yaşlarında harika bir genc kızdı tezgahtar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani ilk bakışta aşk derler ya öyle takılıp kalmıştı işte.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri girdi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız gülümseyerek koştu ona &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&amp;gt;Size nası yardım edebilirim? diye &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir gülümsemeydi o. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kekeledi, geveledi sonra &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&amp;gt;evet su cd yi bana sararmısınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız cd yi aldı , içeri gitti &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az sonra elinde paket edilmiş geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldı pakedi , çıktı dükkandan , evine döndü,açmadan dolaba attı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah gene gitti aynı dükkana &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene bir cd gösterdi kıza , sardırdı , aldı eve getirdi ,attı paketi dolaba , gene açmadan... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler hep alınan sarılan cd lerle geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıza açılmaya bi türlü cesaret edemiyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesine açıldı sonunda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi -&amp;gt;Git konuş oğlum , ne var bunda? dedi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah bütün cesaretini topladı ve erkenden dükkana gitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir cd secti . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız gülerek aldı plağı arkaya gitti paketlemeye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız içerdeyken bir kağıda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizinle bir gece çıkabilirmiyiz diye yazdı altına telefon numarasını ekledi notu kasanın yanına koydu gizlice.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra pakedini alıp kaçtı gine dükkandan.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 gün sonra evin telefonu çaldı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne açtı telefonu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cd dükkanındaki tezgahtar kızdı arayan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Delikanlıyı istedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Notunu daha yeni bulmuştu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne ağlıyordu.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duymadınız mı? dedi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün kaybettik oğlumu.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cenazeden bikaç gün sonra , anne oğlunun odasına girebildi sonunda.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalığa çeki düzen vermeliydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolabı açtı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oraya atılmış bir yığın açılmamış paket gördü &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paketleri aldı , oğlunun yatagına oturdu ve birtanesini açtı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde bir cd vardı birde minik not &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#039;&#039;merhaba sizi öyle tatlı buldum ki daha yakından tanımak istiyorum bir akşam birlikte cıkalım sevgiler &#039;&#039; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne bir paketi daha açtı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondada bir cd ve bir not vardı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&#039;&#039;Siz gerçekten çok tatlı birisiniz hadi beni bu gece davet edin artık. sevgiler&#039;&#039; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta hiçbirşey ertelemeye gelmiyor.İçimizdekileri paylaşmalıyız.Buda en güzel örneği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;font color=&quot;#ff0000&quot;&gt;************************************************** **********************&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz olsanız hangisini alırsınız &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Satılık Köpek Yavruları&amp;quot; ilanının altında küçücük bir çocuğun kafası gözüktü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk dükkan sahibine sordu; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkan sahibi; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları&amp;quot; dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Benim 2 dolar 37 sentim var&amp;quot; dedi çocuk, &amp;quot;Bir bakabilir miyim yavrulara?&amp;quot; Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir ıslık çaldı ve kulübeden beş tane yumak halinde yavru çıktı. Yavrulardan biri arkadan geliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu işaret edip sordu; &amp;quot;Bunun nesi var?&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkan sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve hep sakat kalacağını açıkladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük çocuk heyecanlanmıştı. &amp;quot;Ben bu yavruyu satın almak istiyorum.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkan sahibi; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Hayır, o yavruyu satın alman gerekmiyor. Eğer gerçekten istiyorsan, o yavruyu sana bedava veririm.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük çocuk birden sinirleniverdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkan sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak; &amp;quot;Onu bana vermenizi istemiyorum. O da diğer yavrular kadar değerli ve ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim. Aslında, size şimdi 2 dolar 37 sent vereceğim ve geri kalan borcumu da her ay 50 sent olarak tamamlayacağım.&amp;quot; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkan sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı; &amp;quot;Bu köpeği gerçekten satın almak istediğini sanmıyorum. Bu yavru hiç bir zaman diğer yavrular gibi koşup, zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine küçük çocuk eğildi, pantolonunu sıvadı ve büyük bir metal parçasının desteklediği sakat bacağını dükkan sahibine gösterip tatlı bir sesle, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;Ben de çok iyi koşamıyorum ve bu yavrunun kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var&amp;quot; dedi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;!-- / message --&gt;&lt;br /&gt;&lt;td class=&quot;postbit_bl&quot;&gt;&amp;#160;&lt;/td&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DİĞER HİKAYELER GELECEK &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;td class=&quot;postbit_br&quot; align=&quot;right&quot;&gt;&amp;#160;&lt;/td&gt;&lt;!-- controls --&gt;&lt;br /&gt;</description>
		<guid>http://nafeclub.yetkinblog.org/NAFE-b1/HUZUNLU-HYKAYELER-b1-p5.htm</guid>
	</item>
	<item>
		<title>KOMEDİ</title>
		<category>NAFE</category>
		<pubDate>2008-08-05T11:58:01Z</pubDate>
		<description>&lt;span class=&quot;small&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;asansör yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaşlı adam, doktora derdini anlatıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Birinci normal. İkincide de idare ediyorum. Üçüncüde dizlerim kesiliyor. Dördüncü ölüm gibi bir şey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Olur mu o kadar, diye sözünü kesti doktor. Birden fazlası çok zararlı sizin için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ne yapabilirim ki, doktor bey? Asansör olsa, bunlar olmaz. Ama beşinci kattaki daireme merdivenden çıkmak zorundayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;baba temel &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class=&quot;small&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Temel genc yasta evlenir, karisi ile bir cocugunu birakarak gurbete cikar.On-onbes sene dolastiktan sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hele bir silaya varayim, der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evine geldigi zaman karisi ile birlikte uc cocuk bulur.En kucugu onundeki kaptan yogurt yiyor yabanci yabanci bakiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yahu karucugum.Bunlar da kim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karisi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yahu der su buyugu ilk cocugun degil mi?Ne cabuk unuttun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ya oteki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-O da ana rahminde idi, sen gittikten sonra dogdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ya digeri?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Canim, zaten onun da sana buba dedigi yok ki, oturmus yogurdunu yiyi! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;delililk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class=&quot;small&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yasli bir amca parkta bir banka cokmus etrafi seyrediyormus....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;derken yanina bir delikanli gelmis ki saclari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kirmizi,turuncu,mavi,sari&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;renk boyali... Adam cocuga&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bakakalmis....cocuk da kustah bir sesle: &amp;quot;ne var moruk, sen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatinda hic cilginca bisey yapmadin mi&amp;quot; demis..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam gulumsemis: &amp;quot;Yaptim.. bir seferinde cok sarhostum ve bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;papagani becermistim..simdi de acaba sen benim oglum musun diye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merak ediyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;delilik salaklık &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Adamın birinin arabasının lastiği patlamış ve ancak tımarhanenin önüne kadar gelebilmiş.Sonra malum işlemleri yapmış kriko,stepne,bijon anahtarı derken patlayan lastiğin bijonlarını yağmur mazgallarına düşürmüş ve bir sağına bir soluna baktıktan sonra çaresizlik içinde arabanın yanına uzanmış.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Olayı en başından beri izleyen deli,adama seslenmiş:&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-Lan salak,napıyorsun oradan öyle?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-Sorma birader,lastik patladı,bijonlarıda yağmur mazgallarına düşürdük böyle kaldık işte.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-Düşündüğün şeye bak be,sök diğerlerinden birer tane hepsi 3 bijonlu olsun.&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Adam düşünmüşki doğru söylüyor,dediğini yapmış.Tam arabaya binicekken deliye dönmüş ve:&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-Yahu sen bu kadar zekiydin de seni niye buraya tıktılar?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-Ulan salak!Bizi buraya delilikten tıktılar,salaklıktan değil!&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class=&quot;moduletable&quot;&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;</description>
		<guid>http://nafeclub.yetkinblog.org/NAFE-b1/KOMEDY-b1-p4.htm</guid>
	</item>
	<item>
		<title>HAYVANLAR ALEMİ</title>
		<category>NAFE</category>
		<pubDate>2008-08-05T11:51:15Z</pubDate>
		<description>&lt;strong&gt;Yunuslar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunustaki Tasarım&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunuslar ve balinalar diğer tüm memeliler gibi ciğerleri ile solunum yaparlar. Bu, onların su içinde iken balıklar gibi nefes alıp veremeyecekleri anlamına gelir. Bu nedenle nefes almak için düzenli olarak su yüzeyine çıkarlar. Başlarının üstünde hava alıp vermelerini sağlayan bir delik bulunur. Burası öyle tasarlanmıştır ki hayvan suya daldığında delik bir kapak tarafından otomatik olarak örtülür ve içeri su kaçması önlenir. Su yüzeyine çıkıldığında ise, kapak yine otomatik olarak açılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Boğulmadan Uyumayı Sağlayan Sistem&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunuslar her nefes alışlarında ciğerlerinin % 80- 90&#039;ını havayla doldururlar. Oysa çoğu insan için bu oran ancak % 15&#039;i bulur.Yunuslar için nefes almak insanlarda veya diğer kara memelilerinde olduğu gibi bir refleks değildir, iradeli bir harekettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani biz nasıl yürümeye karar veriyorsak, yunuslar da nefes almaya karar verir. Bu, hayvanın suda uyurken boğularak ölmemesi için alınmış bir tedbirdir. Yunus uykusu sırasında beyninin sağ ve sol yarım kürelerini yaklaşık on beş dakika arayla nöbetleşe kullanır. Bir yarım küre uyurken, diğer yarım küre yüzeye çıkarak hayvanın nefes almasını kontrol eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunusların ağızlarındaki gagaya benzer çıkıntı ise sudaki hareketlerini kolaylaştıran bir başka tasarımdır. Hayvan bu yapı sayesinde suyu daha iyi yarmakta ve daha az enerji harcayarak, daha hızlı yüzebilmektedir. Modern gemilerin burunlarında da yunus ağzına benzer bir çı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kıntı vardır. Bu hidrodinamik tasarım, gemilerin hızını da aynen yunuslarınki gibi artırmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Köpekbalıkları&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Köpekbalıklarındaki Özel ısıtma Sistemleri ve Elektriksel Algılayıcılar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görme olayındaki kimyasal süreci etkileyen temel faktör sıcaklıktır. Hava serinledikçe kimyasal reaksiyonlar daha uzun zaman alır, bu da bazı canlıların görüş yeteneğini etkiler. Örneğin soğukkanlı canlılar (sürüngenler, timsahlar vs.), özellikle hızlı hareket eden nesneleri görmek istiyorlarsa kendilerini ısıtmak durumundadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yılan bahar geldiğinde faal olmak istiyorsa önce güneş banyosu yapmak zorundadır. Sıcakkanlı avcıların tersine avını görmek için ısınmalıdır. Bir başka soğukkanlı hayvan olan timsahlar yılanlara göre daha avantajlıdırlar. Çünkü sıcak iklimlerde yaşarlar.Güneş, avlarını görüp yakalamaları için gerekli ısıyı onlara sürekli olarak sağlamaktadır.yaşayan soğukkanlı hayvanlar ise bu problemi olağanüstü vücut tasarımları sayesinde çözerler. Örnek olarak beyaz köpekbalıklarını ele alalım. Bu canlılar avlarını gözleri ile takip ederek yakalarlar. Hatta fok balıkları veya diğer avlara bakmak için suyun yüzeyine bile göz atarlar. Ancak sıcak mercan kayalıklarında değil de serin okyanuslarda gezindiğinde beyaz köpekbalıklarının gözleri hızla hareket eden avlarını takip etmede çok ağır kalır. Ancak köpek balığı böyle bir problem yaşamaz. Çünkü beyaz köpekbalıklarının gözleri kendileri gibi soğukkanlı değildir. Bu köpek balığı türünde vücut kaslarının ısısı gözlere aktarılır. Bu sayede en hızlı hareket eden balıkları hatta fok balıklarını bile yakalayabilirler. Peki görme duyuları, suyun içindeki hareketleri takip edemeyecek kadar zayıf olan diğer köpek balıkları nasıl avlanırlar? Köpekbalıklarının, öyle mükemmel bir yaratılışları vardır ki, sudaki tüm titreşimleri ve kokuları, suyun ısısındaki değişimleri, tuzluluk oranını ve özellikle de hareket halindeki hayvanların yol açtığı elektrik alanındaki en küçük değişiklikleri bile hissedebilirler.Bunun nasıl gerçekleştiği sorusunun cevabı ise bizi çok açık bir yaratılış mucizesine götürür.Bütün canlılar ısı dışında elektrik de yayarlar. Karada yaşayan bir canlının bu akımları hissetmesi zordur çünkü hava bir yalıtkan görevi görür. Ancak suyun içerisinde durum farklıdır elektrik doğal bir iletken olan suyun içerisine akar. Dolayısı ile bu elektriği hissedebilen bir canlı son derce gelişmiş bir duyuya sahip olmuş olur. Köpekbalıkları da sudaki tüm titreşimleri, suyun ısısındaki değişimleri, tuzluluk oranını ve özellikle de hareket halindeki canlıların yol açtığı elektrik alanındaki küçük değişiklikleri bile hissedebilirler.Köpek balıklarının vücutlarında, içi jöle dolu çok sayıda oluk mevcuttur. Bu oluklar sıkllıkla köpekbalığının kafasında yerleştirilmiş olmasına karşın, balığın tüm vücudu boyunca da dağılmıştır. &amp;quot;Lorenzini ampülleri&amp;quot; olarak adlandırılan bu özel organlar mükemmel birer elektrik algılayıcılarıdır. Bu organlar, başın ve hayvanın yüzündeki sivri kısmın üstünde bulunan gözeneklere bağlıdırlar. Ve elektrik algılayıcısı (elektroreseptör) olarak son derece hassastırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köpek balıkları ve vatozlar bu algılayıcılarını kullanarak avlarını bulurlar. Algılayıcılar o kadar hassastırlar ki bir voltun 20 milyarda biri büyüklüğünde akımları hissedebilirler. Bu birbirinden 3000 kilometre uzaklıkta duran iki adet 1.5 voltluk kalem pil arasındaki voltajı hissetmeye benzetilebilir. Yaralı bir balık suyun içinde çırpındığında camgöz köpekbalıklarının tüm duyuları alarma geçer. Balıktan yayılan sualtı sesleri (düşük frekanslı titreşimler) köpekbalıklarını çeker. Avlarına yaklaştıklarında Lorenzini ampulleri çok daha belirgin biçimde çalışmaya başlar. Öyle ki köpekbalıkları yaralı balığın kalp atışlarının ve kaslarındaki kasılmaların yol açtığı çok küçük elektrik akımlarını bile hissederler. Bu sayede avlarının yerini tam olarak saptarlar. Elektriksel uyarıları algılayacak bir mekanizmanın kendiliğinden ortaya çıkamayacağı çok açıktır. Köpekbalıklarının son derece isabetli ölçümler yapmasını sağlayan bu vücut sistemi çok açık bir şekilde yaratılışı kanıtlar. Üstelik Lorenzini ampulleri köpekbalıklarının sahip oldukları özelliklerden yalnızca biridir. Köpekbalıkları gerek solunum sistemleri, gerek yollarını bulmalarını sağlayan manyetik alıcıları, gerekse hızlı yüzme yetenekleri ile birer yaratılış mucizesidirler. Allah bütün canlıları olduğu gibi köpekbalıklarını da eksiksiz bir şekilde yaratmıştır.Bu gibi bilgiler Allah&#039;ın ilminin sonsuzluğunu ve benzersizliğini düşünmek için birer vesiledir. Düşünen insanlar için Allah&#039;ın yarattığı herşeyde ibretler vardır. Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirmiştir:Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Somon Balıkları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Somon Balıklarındaki Şaşırtıcı Yön Tayin Sistemi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göç eden canlılar içinde en bilinenlerinden bir tanesi de somon balıklarıdır. Somonlar çoğunlukla yaz sonu veya sonbaharda, akarsularda yumurtlarlar. Kuluçka devresi suyun sıcaklığına göre 60 ile 200 gün arasında değişir. Yavrular kışın sonunda yumurtalardan çıkarlar. Pembe somon balıkları hemen hemen yumurtadan çıkar çıkmaz denize doğru göç etmeye başlar; köpek somonları birkaç hafta beslendikten sonra, kral ve Atlantik somonları ise akarsularda 1 ile 3 yıl arasında değişen gelişim sürelerini tamamladıktan sonra denizlere açılırlar.Genç somon balıkları hayatlarının ilk göçlerinde içinde bulundukları ırmakta akıntı boyunca ilerler; denize doğru yaptıkları bu yolculukta çağlayanlar, kirli sular ve kendilerini avlamak isteyen büyük balıklar gibi türlü tehlikelerle karşı karşıya gelirler. Bunları atlatıp denize ulaşanlar göçlerini tamamlamış olurlar. Denizlerde birkaç yıl geçirdikten sonra iyice gelişip üreme olgunluğuna erişenler hayret verici yeni bir göçe başlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Somon Balığının İnanılmaz Yolculuğu Başlıyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somonun dönüş yolculuğu sonunda varmak istediği hedef, yumurtadan çıktığı başka bir deyişle dünyaya geldiği yerdir. Bunun nedeni de balıkların yumurtlamak için seçtikleri yerin doğdukları ırmak yatağı olmasıdır. Atlantik somonları söz konusu göçü her sene yinelerken, diğerleri ömürleri boyunca sadece bir kere göç ederler.Bu yolculukta, akıllara durgunluk veren ilk gerçek balığın yol alması gereken mesafenin uzunluğudur. Açık denizlerde seyreden somonların amaçlarına ulaşmaları için binlerce kilometre yüzmeleri gerekmektedir. Örneğin, bir köpek somon balığı sonbahardaki yumurtlama döneminde, Yukon Nehri boyunca 3200 kilometreden fazla yüzer. Bir kırmızı somon 1600 kilometreden daha fazla yol kateder. Dikkat çeken bir diğer nokta somonların yaptıkları ideal zamanlamadır. Bu sayede uzun yolculuklarını tam yumurtlama dönemlerine denk getirecek şekilde planlarlar. Örnek olarak, bir Atlantik somonu günde ortalama 6-7 kilometre yüzerek gideceği yere ulaşır; ilkbaharın sonunda başladığı göçünü sonbahar aylarının sonunda tamamlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balığın çözmesi gereken ilk önemli sorun, gençlik dönemindeki yolculuğunda içinde gezindiği akarsuyun denize dökülen ağzını bulmaktır. Çünkü dönüş yolculuğunda izleyeceği rotayı ona göre belirleyecektir. Hiçbir somon bu konuda hataya düşmez. Kendisinin bir zamanlar denize açıldığı ırmağın ağzını tek bir denemede kolaylıkla bulur. Üstelik bunu harita veya pusula gibi yön bulmasına yardımcı olacak araçlar kullanmadan gerçekleştirir.Akarsuya giren somon büyük bir kararlılıkla akıntıya karşı yüzmeye başlar. Bundan sonraki işi ilk yolculuğuna kıyasla çok daha zordur. Somon balığı hedefine ulaşmak için ırmağın kuvvetli akıntısıyla mücadele eder; su yüzeyinden yaklaşık 4 metre kadar yükseğe sıçrayarak şelale ve çağlayanları aşar. Yolculuk sırasında, üst yüzgecinin su dışında kalmasına neden olacak kadar sığ sulardan geçer. Bu sığ sularda, kendilerini avlamak için bekleyen kuşlar, ayılar ve bir sürü yabani hayvanın tehditleriyle karşılaşır.Nehir boyunca ilerleyen somonun rotasını tespit ederken bazı önemli kararlar alması da gerekir. Karanın oldukça içlerinde, bir ırmağın herhangi bir kolunda dünyaya gelen balık aynı yere ulaşabilmek için nehrin her iki kola ayrılışında doğru tarafa yönelmek zorundadır. Somonlar hayatlarında sadece bir defa geçtikleri yolları şaşırmadan bulur; her defasında kendilerini doğdukları yere götürecek nehir koluna saparlar.Üstesinden gelinmesi gereken güçlükler bu kadarla da sınırlı değildir. Balık, yolculuğu boyunca olağanüstü çaba gösterir, fakat beklenilenin aksine herhangi bir gıda almaz. Yorucu göçü sırasında kendisine gerekecek enerjiyi önceden hatasız bir şekilde hesaplamış ve yakıtını yolculuk öncesinde vücudunda depolamıştır.Deniz ve akarsuların tuz oranı, su sıcaklığı gibi birbirinden farklı özelliklerinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Bu noktada karşılaştığımız gerçek şudur: Somonlar bu iki ortama da kusursuz uyum sağlayacak donanıma sahiptirler.Tüm olumsuzluklara ve zorluklara rağmen somon balıkları inanılması güç yolculuklarını başarıyla tamamlar; doğdukları ortamlarda yumurtalarını bırakırlar. Somon nesli de milyonlarca senedir süregelen bu muazzam yolculukla devam eder. Somon balıklarının başarılarının büyüklüğü kıyaslarla daha da iyi anlaşılabilir. Örneğin, bir insanın yardım almadan ve yön gösteren bir araç kullanmadan, belirli bir zaman içinde, binlerce kilometrelik mesafeden doğduğu eve sadece bir kere geçtiği engebeli yollardan hatasız bir şekilde geri dönmesi oldukça az bir ihtimaldir. Ancak somonlar insanlar için imkansız olan bu ihtimali doğar doğmaz başaracak kabiliyette yaratılmışlardır. Allah&#039;ın somon balıklarında yarattığı özel tasarımlar sayesinde bu canlılar binlerce kilometrelik yolu rahatlıkla kat etmektedirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Koku Alma Mekanizması&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somon balıklarının bu müthiş yolculuğu nasıl gerçekleştirdiğini anlamak amacıyla Amerika&#039;daki Wisconsin Lake Laboratuvarlarında çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar somonların yönlerini belirlerken koku alma duyularını kullandıklarını ortaya çıkarmıştır.Somonların iki delikli bir burnu vardır. Su bir delikten girer, diğer delikten çıkar. Bu delikler balığın soluk almasıyla eş zamanlı olarak açılıp kapanacak şekilde tasarlanmıştır. Herhangi bir kokulu madde ihtiva eden su buruna girdiğinde, balığın burnundaki alıcılar kimyasal olarak uyarılır. Bu kimyasal uyarı bir enzim reaksiyonuyla elektrik sinyallerine dönüştürülür ve merkezi sinir sistemine ulaştırılır. Karada yaşayan omurgalı bir canlıda, koku moleküllerinin burundaki mukus tabakada çözülmesiyle koku alma gerçekleşir. Buna karşın balıklarda çözünme gibi bir aşama söz konusu değildir. Çünkü koku zaten suyun içindedir ve çözünür haldedir. Somon balıkları da sahip oldukları bu avantajı değerlendirir; adeta koku alma hissi çok gelişmiş av köpekleri gibi kokuyu kaynağına kadar takip edebilirler.Wisconsin Lake Laboratuvarlarında ilk olarak, balıkların çeşitli kokular arasındaki farklılıkları ne düzeyde algılayabildikleri sorusuna cevap aranmıştır. Bu amaçla özel kanalları olan bir akvaryum tasarlanmış ve her kanala farklı bir bitkinin kokusu şırınga edilmiştir. Deneyde sadece belirli bir kanalı kullanan balıklar ödüllendirilmiş, diğer kanalları kullanan balıklar ise elektrik şokuyla cezalandırılmışlardır. İşlemler 14 ayrı koku kullanılarak tekrarlanmıştır. Deney sonucunda balıkların kısa bir öğrenim sürecinin ardından, her defasında ödüllü kokuyu diğerlerinden ayırabildikleri görülmüştür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli diğer bir bulgu da üzerinde deney yapılan yavru balıkların 3 yıl sonra bile doğru kokuyu hatasız tespit etmeleri olmuştur.Bilim adamları araştırmanın sonuçlarına dayanarak balıkların insanla kıyaslanamayacak kadar güçlü bir koku alma duyusuna sahip oldukları kanaatine varırlar ve şöyle bir hipotez geliştirirler: &amp;quot;Her akıntının kendine has bir kokusu vardır. Genç somon denize doğru yaptığı ilk yolculuğu sırasında kokuları tek tek hafızasına almaktadır. Dönüş yolculuğunda da hafızasındaki kokuların yardımıyla doğduğu yeri bulmaktadır.&amp;quot; Animal Engineering, Readings from Scientific American with Introductions by Donald Griffin, The Rockefeller Unıversity W. H. Freeman Com., San Francisco, ss.52-55.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki gerçekten her akıntının kendine özgü bir kokusu var mıdır? Bunu anlamak için yukarıdaki deney iki ayrı ırmağın suyuyla tekrarlandığında, balıkların bunları ayırt edebildikleri görülmüştür. Koku duyuları hasara uğratılmış somonlar ise deneylerde başarısız olmuşlardır.Bunların ardından araştırmalar bir adım ileri götürülerek balıkların doğal ortamlarında sürdürülmüştür. Washington&#039;daki Issaquah Nehri&#039;nde, özel olarak burunları tıkanmış balıklar gözlem altına alınmıştır. Bu deneyde de koku alma duyularından yoksun bırakılan somonların şaşırdıkları ve yollarını bulamadıkları görülmüştür.Bugüne kadar yapılan araştırmaların sonuçları bir gerçeğe işaret etmektedir: Somon balıklarının koku duyusu insanı hayrete düşürecek bir hassasiyettedir. Bu canlılardaki üstün koku alma sisteminin de yön tespitinde önemli bir rol oynadığı açıktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somonlar üzerinde yapılan bazı araştırmaların ortaya koyduğu gerçekler oldukça düşündürücüdür. Söz konusu sonuçlara göre bu balıklar, yönlerini tayin ederlerken kokuyla birlikte başka sistemler de kullanmaktadır.Horsefly Nehri&#039;nde düzenlenen bir deneyde, nehrin bir kolunda doğan somon yavruları doğdukları yerden alınmış; daha sonra oldukça uzaktaki nehrin ana koluna götürülerek suya bırakılmışlardır. Araştırmacılar balıkları özel kaplar içinde kara yoluyla taşımışlardır. Yapılan gözlemlerde, yavruların denize açıldıktan tam üç yıl sonra doğdukları nehir yatağına geri döndükleri kaydedilmiştir. Bu sonuç araştırmacıları hayrete düşürmüştür. Kara yoluyla taşınan balıklar, koku arşivlerindeki eksik verilere rağmen nasıl olmuş da dünyaya geldikleri noktaya geri dönebilmiştir? Bu ve benzeri sorular günümüzün bilim dünyası için muamma niteliğini korumaktadır.Somonların göç yolculuğu ve muhteşem yön bulma mekanizmaları Darwinizm&#039;i açmaza sokan gerçeklerden biridir. Balıkların davranışları karşısında çaresizliğe düşen evrimciler &amp;quot;içgüdü&amp;quot; kelimesinin arkasına sığınmaktadır. Bu içgüdünün anlamı ve mahiyeti belirsizdir. Üstelik evrimin temel iddiasına taban tabana zıttır. Eğer tüm canlılar evrimin ileri sürdüğü gibi bencil bir yaşam mücadelesi içindeyseler, somonlar neden hayatları pahasına binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuğa kalkışıyorlar? Niçin kendilerine hiçbir çıkar sağlamayan bir göç yapıyorlar? Niye denizlerdeki zengin beslenme kaynaklarını terk ediyorlar? Yumurtalarını neden denize veya akarsuların başına değil de denizden binlerce kilometre içerideki nehir kollarına bırakıyorlar? Nasıl yönlerini kaybetmeden hedeflerine ulaşabiliyorlar? İdeal zamanlamayı nasıl yapabiliyorlar?Bu soruların cevapları ve somon balıklarından almamız gereken dersler açıktır. Allah&#039;ın yarattığı kusursuz ekolojik denge içerisinde her detay incelikle planlanmıştır. Atomlardan galaksilere, bir yaprağın düşüşünden gezegenlerin hareketlerine kadar herşey kusursuz bir şekilde düzenlenmiştir. Her canlı mükemmel sistemlerle donatılmıştır ve üzerine sorumluluğunu Allah&#039;ın ilhamı ile eksiksiz yerine getirmektedir. Somonlar da diğer tüm canlılar gibi Allah&#039;tan aldıkları ilhamla hareket etmekte ve O&#039;nun yaratışındaki ihtişamı gözler önüne sermektedir. Allah bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;quot;&amp;#8230; O&#039;nun, alnından yakalayıp denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim doğrdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)&amp;quot; (Hud Suresi, 56)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Balıkların Yüzme Tekniği&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm makineler sabit bir eksen etrafında, sabit bir dönme hızında hareket eden şaft denen parçalar aracılığı ile güç üretirler. Ancak bu kural hayvanlar için geçerli değildir. Çünkü hayvanların bütün vücutları kan damarları ve sinirlerle sarılmıştır. Bu nedenle sabit bir eksen etrafında hareket edecek bir parçayı kullanarak güç üretmeleri imkansızdır. Peki öyleyse canlıların hareketine imkan veren sistem nasıl çalışır? Hayvanlar, ileri geri hareket eden ve manivelaya benzeyen, mükemmel tasarlanmış yapılar sayesinde hareket ederler. Hayvanların güç üreten motorları büzülüp esneme özelliğine sahip olan kaslarıdır.Bu motorların bir örneğine su canlılarında rastlayabilirsiniz. Bu canlılardaki her bir manivela birbirine öyle bir biçimde bağlanmıştır ki, hareket tek bir düzlemde gerçekleşir. Bu hareketi balıkların sudaki yüzüşünü düşünerek gözünüzde canlandırabilirsinizBalığın omurgası, yerde kıvrılıp giden bir yılan gibi devamlı olarak sağa sola kıvrılır. Bir balığın yüzebilmesi için kuyruğunu sağa sola sallaması yeterlidir. Normal şartlar altında kuyruk bir yöne büküldüğünde, balığın ön tarafının arka tarafın tersi yönde aynı şiddette savrulması gereklidir. Ancak böyle olmaz. Çünkü balıkların ön tarafı bu etkiyi ortadan kaldıracak biçimde yaratılmıştır. Aynı zamanda su, hareket esnasında baş tarafa dikey bir kuvvetle etki eder. Tüm bunlar baş kısmındaki su içindeki salınımın kuyruk kısmındakinden daha küçük olmasına neden olur. İki tarafın arasındaki bu fark balığın su içindeki hareketine neden olur. Balığın ileri doğru hareket hızı, yüzgecin balığın omurgasından geçen eksenin sağı ve soluna gidiş geliş hızı ile doğrudan bağlantılıdır. Yüzgeç eksene yaklaştığında hız artar, uzaklaştığında da azalır.Acaba bu sistem ne kadar verimlidir? Dalgalanan bir kuyruk bir denizaltının motorları ile kıyaslanırsa nasıl bir sonuç alınırdı?Cambridge Üniversitesinden Prof. Richard Bainbridge ve arkadaşları bir su altı kamerasıyla yaptıkları gözlemlerle bu sorulara yanıt aramışlardır.Gözlemler, sualtında sakin duran balıkların korkutulduklarında inanılmaz bir hızla harekete geçebildiklerini ortaya koymuştur:Küçük bir tatlı su balığı, bir saniyede durgun halden 10 vücut boyu kadar ileri fırlayabilir. 20 cm boyundaki bir balığın ulaşabildiği hız ise saatte 8 km. kadardır. Balık büyüdükçe hızı da artar. Prof. Bainbridge, 32 cm boyundaki bir balığın uzunca bir süre 13 km/saat hızla hareket ettiğini görmüştür. Bu hız balığın kuyruk sallama sıklığı ile doğrudan orantılıdır. Bir balık kısa sürede ne kadar çok kuyruk sallarsa hızı da o kadar artar. Balıklar, yüzerken büyük miktarlarda güç harcarlar. Ancak ani hızlanmanın balıklar için hayati bir anlamı vardır; çünkü ya avlanmak ya da avcılardan kaçabilmek için buna ihtiyaçları vardır. Bazı küçük balıklar, durma noktasından maksimum hızlarına saniyenin 20&#039;de biri kadar kısa bir anda çıkabilirler. Bu sırada ürettikleri itme kuvveti kendi ağırlıklarının 4 katı kadar olmaktadır. Bu verilerin ne anlam ifade ettiğini tam olarak anlamak için şöyle bir karşılaştırma yapalım: Spor arabalar sıfırdan 100 km hıza 4-6 saniyede çıkarlar. Üstelik bu arabaların maksimum hızlarına ulaşabilmeleri için daha da fazla zamana ihtiyaçları vardır. Bütün bunların yanısıra balıklar bu üstün performanslarını suyun içinde hem de akıntıya karşı ortaya koymaktadırlar. Suyun direncinin havadan daha fazla olduğunu düşünüldüğünde, balığın küçümsenmeyecek bir performansa sahip olduğu hemen anlaşılacaktır. Buraya kadar verilen örneklerde açıkça görülen bir gerçek vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balıklardaki sistemler özel olarak tasarlanmıştır. Bu durumda &amp;quot;tesadüf&amp;quot; olasılığını düşünmek son derece akıl ve mantık dışı olmaktadır. Tesadüflerin balıklara suda rahat hareket etmelerini, hız kazanmalarını sağlayacak sistemleri kazandırmış olmaları imkansızdır.Balıklardaki bu özellik bize Allah&#039;ın ne denli sınırsız bir ilim sahibi olduğunu gösteren delillerden biridir. Allah sonsuz akıl sahibi olan, her türlü yaratmayı bilendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tepkili Yüzme Sistemleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canlılar dünyasında en hızlı koşan, en iyi yüzen veya en uzağa uçan hayvanlar omurgalılardır. Bu hayvanların tüm bu becerilerinin altında yatan ana sebep kemik gibi sert maddelerden inşa edilmiş şekil değiştirmeyen iskeletlere sahip olmalarıdır. Bu kemikler kasların kasılmasına büyük destek verir. Kas kasılmaları daha sonra hareketli eklemler aracılığıyla kesintisiz, düzenli hareketlere çevrilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omurgasız hayvanlar ise, kemiksiz yapıları nedeniyle omurgalılara göre çok daha yavaş hareket eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mürekkepbalıkları da, her ne kadar &amp;quot;balık&amp;quot; ismini taşısalar da, omurgasız canlılardır, vücutlarında kemik bulunmaz. Ancak çok ilginç bir sistem sayesinde oldukça üstün bir hareket yeteneğine sahiptir. Yumuşak dokulardan oluşan vücutları kalınca bir deri tabakası ile kaplanmıştır. Bu deri tabakasının altında bulunan kaslar aracılığıyla bünyelerine su toplar ve daha sonra bu suyu kuvvetlice geri püskürterek yüzer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mürekkepbalığının su püskürtmeye dayanan bu sistemi oldukça komplekstir. Hayvanın başının iki yanında cebe benzeyen birer açıklık bulunur. Bu açıklıktan aldığı suyu vücudunun içinde bulunan silindir şekilli bir boşluğa çeker. Daha sonra içerideki bu suyu, başının hemen altında bulunan ince bir borudan yüksek bir basınç ile püskürtür. Hayvan bu sayede meydana gelen tepki ile ters yöne doğru hızla hareket eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzme tekniği hem hız hem de dayanıklılık açısından oldukça uygundur. Bilimsel adı &amp;quot;Todarodes paciticus&amp;quot; olan Japon mürekkepbalıkları 2000 km.&#039;lik göçleri sırasında saatte ortalama 2 km. hızla hareket eder. Kısa mesafeler için hızlarını saatte 11 km.&#039;ye kadar çıkartabilir. Bazı cinslerin ise hızlarının saatte 30 km.&#039;yi geçtiği bilinmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mürekkepbalıkları hızlı ve seri kasılmalar sayesinde, kendilerini avlamak isteyen düşmanlarından ani bir hızlanma ile kaçabilir. Eğer kaçış hızı yeterli gelmezse vücutlarında sentezledikleri koyu renkli boyayı bir bulut şeklinde püskürtür. Bu bulut saldırganda büyük bir şaşkınlığa yol açar. Bu bir kaç saniyelik şaşkınlık mürekkepbalığı için yeterlidir. Çıkardığı bulutunun arkasında görünmez olan mürekkepbalığı hızla bölgeden uzaklaşır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savunma sistemleri ve tepkili yüzme stilleri, mürekkepbalıklarının avcılık yapmalarına da imkan verir. Avlarının üzerine hızla saldırabilir ve onları kovalayabilirler. Karmaşık yapıdaki merkezi sinir sistemleri, tepkili yüzme için gerekli olan kasılma ve gevşemelerin uyum içinde gerçekleşmesini denetler. Solunum sistemleri de ideal bir yapıdadır. Bu sistem onlara suyu püskürtmek için gerekli olan yüksek metabolik hızı kazandırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepkili sistemle yüzen tek hayvan mürekkepbalığı değildir. Ahtapotlar da tepkili sisteme sahiptir. Ancak onlar aktif yüzücü değildir; zamanlarının çoğunu deniz diplerinde, yarıkların ve kayaların içinde veya etrafında dolaşarak geçirir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahtapotun iç derisi, üst üste duran kas tabakalarından oluşur. Boyuna kaslar, dairesel kaslar ve radyal kaslar olarak adlandırılan üç farklı kas dokusu vardır. Bu dokular birbirlerini dengeleyerek ve destekleyerek ahtapotun farklı hareketlerini mümkün kılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Püskürtme süreci başladığında dairesel kaslar boyca kısalır. Ancak hacimlerini korumak eğiliminde oldukları için bu kez genişlikleri büyür. Bu, vücudun uzamasına neden olabilecek bir harekettir. Aynı anda boyuna kaslar gerginleşir ve vücudun uzamasını engeller. Deri duvarının kalınlaşmasına neden olan tüm bu gelişmeler sırasında radyal kaslar gerili vaziyettedir. Püskürtmenin sonunda radyal kaslar kasılarak boylarını kısaltır. Bunun sonucunda vücut duvarı incelir, iç boşluğun çapı artar ve tekrar içerisi su ile dolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mürekkepbalıklarındaki kas sistemi de ahtapottakine benzer. Fakat önemli bir farklılık vardır: Mürekkepbalığının vücudunda, ahtapotun boyuna kasları yerine, tunik adı verilen lif tabakası vardır. Tunik, boyuna kaslar gibi hayvanın vücudunun iç ve dış yüzeylerini kaplayan iki tabaka halindedir. Tunik tabakalarının arasında dairesel kaslar bulunur. Dairesel kasların arasında da bunları diklemesine kesen radyal kaslar bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;</description>
		<guid>http://nafeclub.yetkinblog.org/NAFE-b1/HAYVANLAR-ALEMY-b1-p3.htm</guid>
	</item>
	<item>
		<title>Hoş geldiniz</title>
		<category>NAFE</category>
		<pubDate>2008-08-04T22:46:46Z</pubDate>
		<description>nafe eğlence yerine hoşgeldiniz.Sitemiz sizlerle çok ilgi duylmasını bekliyor.Burası eğlence bilgi doğa müzik ders ile ilgili herşeyde bilgi verip sizi eğlendirmeye çalışıyor en iyisi sende üye ol aramıza katıl.Bu mesaja yorum yazmadan gitmeyin.Bu sitemizi çok sevicek ve birsürü bilgi öğreneceksiniz.Biliyormusunuz magazin bile var... durma üye ol! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burda çok şey var! sende kaçıra istersennnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn çünki burası çok eğlenceli &lt;br /&gt;</description>
		<guid>http://nafeclub.yetkinblog.org/NAFE-b1/Ho-geldiniz-b1-p1.htm</guid>
	</item>
	</channel>
</rss>
